Dilovası yangın faciasının iddianamesindeki yeşil pasaport detayı!

Dilovası’nda 3’ü çocuk 7 işçinin yanarak can verdiği faciaya ilişkin iddianamede, firma sahiplerinin üst aramasında çıkan ‘Yeşil Pasaportlar’ dikkat çekti.
Karar Gazetesinin haberine göre Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde, Ravive Kozmetik’e ait üretim tesisinde çıkan yangında 3’ü çocuk, 7 işçi yanarak can vermiş, olay tüm Türkiye’yi yasa boğmuştu. Faciaya ilişkin Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasını tamamladı. İddianame, sadece ihmalleri değil, akıl almaz bir bürokratik ve mali çelişkiyi de gün yüzüne çıkardı. 3’ü çocuk 7 kişinin feci şekilde can verdiği olayda, firma sahipleri İsmail ve Altay Ali Oransal, İsmail Oransal’ın eşi Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında 7 kez olası kastla öldürme suçundan ceza istenirken, dosyanın satır aralarında yer alan “Yeşil Pasaport” detayı bir başka usulsüzlüğü de gün yüzüne çıkardı.
İhracatçı olmaları gerek
Yangının ardından yapılan operasyonda yurt dışına kaçmaya çalışırken yakalanan firma sahipleri Altay Ali Oransal ve İsmail Oransal’ın üzerlerinden adlarına tanzim edilmiş yeşil pasaport, bordo pasaport ile toplamda 19 bin 700 TL, 530 euro ve 4 bin 350 dolar çıktı. Hiçbir kamu görevi olmayan ikilinin üzerinden, yalnızca kamu görevlileri ve yakınlarının sahip olabildiği yeşil pasaportların çıkması dikkat çekti. Mevzuata göre devlet memuru olmayan şirket sahibi ve ortaklarının bu pasaporta sahip olabilmesinin tek bir yolu bulunuyor: İhracatçı olmak. Yasa, bunun için son üç takvim yılında, yıllık ortalama ihracat tutarının 10 ila 25 milyon dolar olmasını şart koşuyor. Ancak bu koşulları sağlamaları halinde şirketin iki yetkilisinin yeşil pasaport hakkı bulunabiliyor.
18 bin TL maaş veriyorlardı
Eş, anne ve babaları kamu görevlisi olmayan, diğer ortakları da tutuklu bulunan sanıkların “memuriyet” üzerinden bu hakkı elde etmeleri mümkün değil. Geriye kalan tek seçenek olan “ihracat devi” statüsü ise hem şirketin çalışma şartları hem de gösterdiği kâr miktarıyla zıt bir tablo çiziyor. Zira Dilovası’nda 7 işçiye mezar olan tesis, firmaya ait tek üretim tesisiydi. Burada çoğu kadın olan işçiler ortalama 12 saat çalışarak aylık en fazla 18 bin lira kazanıyorlardı ve sigortaları, koruyucu ekipmanları olmaksızın çalıştırılıyorlardı. Hatta iddianameye yansıyan ifadelerde çocuk işçilerin aynı koşullarda 10-12 bin lira maaşla çalıştığı yer aldı. Bu durum akıllara “Ölüm vardiyalarında çalışan işçilerle yıllık milyonlarca dolar ihracat mı yaptılar?” sorusunu getirdi.