Yangın vahşetinin iddianamesi kabul edildi: Dilovası’nda kamu görevlilerine bilinçli taksir suçlaması!

Dilovası’nda 7 işçinin hayatını kaybettiği işçi katliamına ilişkin davada kamu görevlileri hakkında hazırlanan iddianamenin sınırlı kabul edilmesi, acılı ailelerin tepkisini daha da büyüttü.
Aileler, davanın yalnızca Dilovası Belediyesi yetkilileriyle sınırlandırılmasına sert tepki göstererek, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İŞKUR ve SGK yetkililerinin neden yargılanmadığını sordu. Dilovası’nda parfüm üretimi yapılan kaçak atölyede çıkan yangında 7 işçinin yaşamını yitirmesinin üzerinden geçen sürede adalet arayışını sürdüren aileler, kamu görevlileri yönünden hazırlanan iddianamenin kabul edilmesine ilişkin açıklama yaptı.
Ailelerin açıklamasına göre yaklaşık bir aydır mahkeme ve savcılık sürecinin sonuçlanmasını bekleyen dosyada, kamu görevlilerine yönelik iddianame Dilovası Belediyesi yetkilileriyle sınırlı tutuldu. Belediyede ruhsatlandırma ve denetim süreçlerinde görev alan bazı yetkililerin “bilinçli taksir” kapsamında yargılanacağı belirtilirken, aileler bunun yeterli olmadığını savundu.
7 İŞÇİ ÖLDÜ, SORUMLULUK BİR KURUMA MI YÜKLENECEK?
Ailelerin en sert itirazı ise sorumluluğun yalnızca belediye yetkilileriyle sınırlandırılmasına oldu. Yangında hayatını kaybeden işçilerin sigortasız çalıştırıldığını belirten aileler, çalışma hayatını denetlemekle görevli kurumların yetkililerinin neden sanık sandalyesinde olmadığını sorguladı. Açıklamada, kaçak atölyenin ruhsatlandırılması ve denetim süreçlerinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin de sorumluluğu bulunduğu ileri sürülürken, Büyükşehir Belediyesi yetkililerinin iddianamede sanık olarak yer almamasına tepki gösterildi. Aileler ayrıca atölyenin iki farklı belediye başkanının döneminde faaliyet gösterdiğine dikkat çekerek, bugüne kadar hiçbir belediye başkanının yargılanmamasını eleştirdi.
İŞKUR VE SGK NEDEN YARGILANMIYOR?
Ailelerin açıklamasındaki en dikkat çekici başlıklardan biri de İŞKUR ve SGK oldu. Parfüm üretimi yapılan atölyenin hemen yanında İŞKUR’un bulunduğuna dikkat çeken aileler, atölyede 15 yaşındaki çocukların dahi kaçak çalıştırıldığını ve bu duruma göz yumulduğunu iddia etti. Aileler, işyerindeki çalışma koşulları, sigortasız işçilik ve çocuk işçiliği iddiaları nedeniyle sorumluluğu bulunan İŞKUR ve SGK yetkililerinin de soruşturulması ve yargı önüne çıkarılması gerektiğini savundu.
PATRONLARIN DOSYASIYLA BİRLEŞTİRİLDİ
Kamu görevlileri hakkında hazırlanan iddianamenin kabul edilmesinin ardından kamu görevlileri yönünden açılan dosyanın, işverenler hakkındaki dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verildi. Davanın ilk duruşmasının 8 Eylül 2026 tarihinde Kandıra Cezaevi’nde görülmesi bekleniyor. Ancak aileler açısından asıl soru halen ortada: 7 işçinin ölümüne yol açan ihmaller zincirinde yalnızca belediye personeli mi sorumlu? Aileler, ruhsatlandırmadan çalışma denetimine, sigorta kontrollerinden iş güvenliğine kadar uzanan süreçte görev yapan tüm kamu kurumlarının sorumluluğunun araştırılmasını istiyor.
“SEVDİKLERİMİZİ ÖLÜME GÖNDEREN HERKES YARGILANMALI”
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri, adalet mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tüm sorumluları yargılatana kadar, daha fazla para kazanmak için, daha fazla para kazandırmak için sevdiklerimizi ölüme yollayan, göz ardı eden herkes yargılanana kadar elimizden geleni yapacak, adalet mücadelemizi sürdüreceğiz.” 7 işçinin hayatını kaybettiği yangının ardından ailelerin önündeki mücadele şimdi yalnızca işverenlerin değil, kamu denetim mekanizmasının da tüm yönleriyle sorgulanması talebine dönüşmüş durumda. Ailelerin talebi açık: Dilovası’ndaki 7 ölümün bütün sorumluları ortaya çıkarılsın, ihmali bulunan hiç kimse makamının veya kurumunun arkasına saklanamasın.