Slider Üstü Reklam
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli °C












Sol












Sag

Yerel seçimlerde AK Parti’ye oy verdim ama

Yerel seçimlerde AK Parti’ye oy verdim ama
04.05.2020
A+
A-

AK Parti‘nin Kocaeli‘de kurucu il başkanı olarak görev alan ardından sırasıyla milletvekilliği ve bakanlık gibi partide önemli görevler yapan Nihat Ergün, 5 yıl aradan sonra televizyon programına katıldı. Karar TV’de yayınlanan programa bağlayarak soruları yanıtlayan Ergün gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu. Ergün’ün açıklamalarından satır başları şu şekilde;
31 MART SEÇİMLERİNDE AK PARTİ’YE OY VERDİM
“Ben 5 yıldır herhangi bir program yapmadım. En son 2015 yılında bir program yapmıştım. Herkesin ihtiyacı farklı olabilir. Değerlendirdiği konular farklı olabilir. Ben 31 Mart seçimlerinde Kocaeli’de her şeye rağmen oy kullandım. Büyükşehir Belediyesi’nde, ilçe belediyelerinde oy verdim. Arkadaşlarım oldukları için oy verdim. Bizim mahallenin çocuklarıydı. Bile bile yanlış yapmadıklarını düşünüyorum. Kendi arkadaşlarımız, iyi hizmet yaptıklarını düşünerek. Ama 31 Mart’ta ki usuller, hele Ankara’da ki, İstanbul’dakiler kabul edilebilir bir şey değildi. Kocaeli’de bir ilçe kaybedildi İl Başkanı sorumlu tutuldu. Kaybettiğimiz yerin adayı yanlıştı dediği için istifası istendi. Tek sebep buydu.”
“BİR LÜTUF BORCUMUZ VARSA ALLAH’ADIR”
“Bütün bunlardan ders alındı mı? Alınmadı. Bugünün Adalet ve Kalkınma Partisi’ni değerlendirmek artık bize düşmez. Orada bizim bir geçmişimiz var. Ben geldiğim yeri kötüleyecek bir durumda değilim. Reddi miras yapacak halimiz yok. Biz sizi şu görevlere getirdik, şimdi böyle yapıyorsunuz. Böyle bir şeyi kabul etmeyiz. Bütün lütuflar Allah’tandır. Allah birisine özel bir nüfus veripte ona dağıttırıyor değil. Aracıların kutsallığı yoktur. Kim bir makama ve mevkiye sahipse bu tamamen Allah’ın bir lütfudur. Bir şükran borcumuz varsa ki vardır. Oda Allah’adır.”
“KİM YAPIYORSA, KİME YAPIYORSA YANLIŞTIR”
“Yerel yönetimler bir ülkenin yönetim sisteminin bir parçasıdır. Bir ülkede demokrasi olabilmesi için olmazsa olmaz kurallar vardır. Birisi bireyin düşüncelerini açıklaması, basının özgür olması, yerel belediyelerin güçlü olmasıdır. Biz yerel yönetimlerin güçlü olmasına gelelim. Yerel yönetimlerin güçlü olmadığı yerde demokrasi gelişemez. Biz belediyeleri kazandığımızda bizim politikalarımızı beğenmiyorlardı. Görmediğimiz haksızlık kalmadı. Demokratik ve hukuki değildi. Şimdi bunlar yapılıyorsa bunlarda demokratik değil. İnsani bakmak lazım. Kim yapıyorsa yanlıştır, kime yapılıyorsa yanlıştır. İdari tedbirlerle faaliyetlerini engellemeye çalışmak siyasi bir yöntem olur. Geçmişte bunları bize yapanlar bir kayba uğradılar”
BİZ VATANDAŞTAN OY ALACAĞIZ
“Biz yeni bir parti olarak kimden oy alacağız. Vatandaştan oy alacağız. Siyasi bir partiden oy almayacağız. Eğer vatandaşlar partilerinden memnunsa bize neden oy versinler. Ama memnun değiller ise kimse onları orada tutamaz. Ülkenin geleceğine ve istikbaline katkısı olmayacağını düşünen kişilerden oy alacağız. Bizim muhattabımız bireyler. Biz siyasetin üslubunu tarzını değiştirmek için bir parti kurduk. Mesela kavga etmeyeceğiz. Çözüm odaklı bir siyaset yapacağız. Eğer insanlar buna destek vereceklerse bizimle birlikte hareket edeceklerine inanıyorum. Türkiye’de seçmenlerin en az yarısı mevcut siyasi partilerden umudunu kesmiş durumda. Yeni bir siyaset üslubuna bir özlem var. Popilizm yükseliyor diye bunlara teslim olunamaz. Bunlara karşı direnilmelidir. Aşırı popilist yaklaşımların sonucu ülkeler için felakettir”
AK PARTİ’DE DEĞERLİ DOSTLARIM VAR
“Orada çok değerli arkadaşlarım, dostlarım var. Bunlar siyasetin ötesinde kalması gereken ilişkilerdir. Benim AK Parti içerisinde kalan dostlarımla dostluğum devam edecek. Benim bir kavgam, bir küslüğüm yok. Biz geri dönüp de başka bir siyasi partinin halini değerlendiremeyiz. Yönetim biçimiyle alakalı, politikalarla ilgili değerlendirmeyi yaparız. Bütün siyasi liderler önceki yıl ne söylemişler, şimdi ne söylüyor. Kimse bir özeleştiri yaparak konuşmaya başlamıyor”
“İSTANBUL VE ANKARA’DA OLSAM AK PARTİ’YE OY VERMEZDİM”
“Sosyal medyadaki radikalizm sahada yok. Çok farklı kesimlerle birlikte hareket edilebileceğini biz görüyoruz. DEVA Parti’sinde bu kadar farklı insanı bir araya getirme ihtimalimiz olmazdı. 1 yıl önceki seçimlerde AK Parti’nin adayına oy verdim ama İstanbul’da olsam vermezdim, Ankara’da olsam vermezdim. Referandumda hayır oyu verdim. Bu doğru bir şey değil diye anlattım. Ama dinlemediler. Bizimde kendi oyumuzu, ailemizin, çevremizin oyunu. Bu yanlış bir şey diye hayır oyu verdim. İstiyorlar ki ben Tayyip Erdoğan’a verip veriştireyim. Böyle bir şey olmaz. Geleceğe bakalım. İyi bir yüz yıl muhasebesi yaparsak, gelecek yüzyılımız parlak olabilir. Kutuplaşma öyle bir yere varmış ki, bizi de oraya çekmeye çalışıyorlar. Hayır biz bunu yapmayacağız. Geçmiş siyasi hayatımda da ben kimseyi aşağılamadım, kimseye hakaret etmedim. Bunu siyaseten doğru bir üslup olarak görmüyorum. DEVA Partisi‘ne başka partilerden gelen arkadaşlara da söylüyorum. Sakın ola geldiğiniz yeri aşağılamayın. Boşanan çiftler bile geçmiş güzel günler hatrına birbirlerine kötü laf etmemeleri gerekir. Niye kötü laf edelim”
“BU BİR SİSTEM DEĞİL, SİSTEMSİZLİK”
“Bu bir sistem değil. Böyle bir sistem olmaz. Bu bir sistemsizliktir. Bu bir keyfi yönetime imkan veren bir şeydir. Yargı bağımsızlığı yok, Anayasa Cumhurbaşkanından yemin istiyor. Bir Cumhurbaşkanı parti başkanı olunca tarafsız olabilir mi? Ama yemin ediyorsunuz. Bu şu kişi, bu kişi meselesi değil. İlkesel bir mesele. Bana sorarsanız Cumhurbaşkanının parti başkanı olması mevcut anayasaya aykırıdır. Parti başkanı bir cumhurbaşkanı nasıl milletin birliğini temsil edebilir. Cumhurbaşkanları parti üyesi olarak kalabilirler ama yöneticilik ilişkisi kuramaz. Bir belediye başkanı partileriyle üyelik ilişkisi kurabiliyor ama yöneticilik ilişkisi kuramıyor. Bunu bir sistem olarak düşünemeyiz. Bir sistemin unsurları vardır. O unsurlar son anayasa değişikliğiyle tamamen ortadan kalkmıştır. Bizim önerimiz iyi bir parlementer sistemdir. Dünyada 10 tane refah düzeyi gelişmiş ülkeye baktığımız zaman 8 tanesi palamenter sistemle, sadece iki tanesi başkanlık sistemiyle yönetiliyor”
“HERKES CAN DERDİNDEYKEN ‘KİME OY VERECEKSİNİZ’ DİYE SORMAK ŞIK DEĞİL”
“Biz şahsen parti olarak bir anket yaptırmadık. Sahaya intikal edecek bir tablo görmüyoruz henüz. Şu korona döneminde herkes evindeyken ne kadar sağlıklı anket yapılabilir. Herkesin can derdinde olduğu bir zamanda ya siz kime oy vereceksiniz diye sormak bize çok şık gelmiyor. Toplum ne düşünüyor, nerede eksiğimiz nerede fazlamız var. Bu eksiklikleri nasıl düzenleyebiliriz diye soracağız. Siyasi partiler oy almak için yola çıkıyorlar. Ne kadar insanın size oy verme eğilimi içerisinde olduğunu ölçmeniz gerekecek. Ama henüz erken”
“SİYASETİN FİNANSMANI TEMİZ YOLLARDAN YAPILMALI”
“Hazine yardımları yetmiyor. Siyasetin finansmanı son derece şeffaf ve temiz yollardan yapılması gerekiyor. Biz minumum kaynaklarla siyaset yapmayı hedefliyoruz. Siyaset gösteriş isteyen bir şeydir deniliyor ama öyle değil. Söylemleri, duruşu en önemli itibar meselesi budur. Siyasi partilerde böyle gösterebilirler. Siyasetin maliyetlerini azaltmayı eğer bir politika olarak benimserseniz. Bizim finansmanımız üyelerimizin aidatlarımız ve kanunun ön gördüğü bağışlardır. Başka dolambaçlı yollardan 5 kuruş paraya ihtiyacımız yoktur. Bunun siyaseti yozlaştırdığını görüyoruz. Partiler demokratikleşmeden Türkiye demokratikleşemez. Şeffaflık olsun, yönetim şeffaf olsun. Siyasi partilerin gelirleri kayıt altına alınmadan Türkiye’de kayıtdışılık önlenmez”
“BAYRAMDAN SONRA NORMALLEŞİRİZ”
“Bayrama kadar biraz daha sabırlı olmak gerekecek. Hızlı bir şekilde vaka sayıları düşüyor. Bu çok iyi gelişme. Toplum olarak biraz daha sabırlı olursak bayrama kadar minimum seviyeleri yakalamış oluruz. Bayramdan sonrada normalleşiriz diye düşünüyorum. Yıl içerisinde normalleşme devam edecek. El öpmeye gidebilecek olsak bile yine de mesafeyi korumak gerekecek. Böyle bir imkan bulanlarda mesafeyi koruyarak bayramlaşmalı”
“KARARLAR BİRLİKTE ALINMALI”
“İnsanlar tabi çok bunaldılar. İŞini kaybeden insanlar iş yerlerini bir an önce açmak istiyorlar. Kendi üzerlerinde ciddi bir manevi baskı var. Bu süreçlerden çıkış mutlaka çok ciddi bir koordinasyonu gerektiriyor. Siyasi partiler, uzmanlar, doktorlar, ekonomistler bir masanın etrafında oturmalı ve bu kararlar birlikte alınmalı. Alışveriş merkezlerindeki iş yeri sahiplerinin arzusuyla madem öyle hadi bir deneyelim deyip sonra farklı adımlar atmamak için bunu yapmak lazım. Parlak fikirlerden ziyade bir masanın etrafında toplanarak karar almak lazım. Bir parlak fikir çıktı biliyorsunuz. Akşamın onunda sokağa çıkma yasağı açıklandı. Sonra sorumlusu arandı, bir arkadaş sorumlusuymuş gibi yaptı. Ama sorumlu ortada yok. Yanlış bir karardı. Doğru kararlar birlikte alınmış kararlardır”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.