Sendikalar Bakan Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı

Kocaeli Eğitim Sen, sendika üyelerinin Ankara’da Bakanlık önünde 24 saattir yaptığı oturma eylemine destek verdi. Sendika üyeleri Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı.
Şanlıurfa’da bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne eski bir öğrenci tarafından av tüfeğiyle silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, saldırıda; 4 öğretmen 1 polis, 1 kantin işletmecisi ile 10 öğrenci yaralanmıştı. Dün benzer bir olay daha Kahramanmaraş’ta yaşanmıştı. Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleşen saldırıda 1 öğretmen ile 9 öğrenci hayatını kaybetti. Yaşanan ikinci saldırı sonrası Kocaeli’de 3 eğitim sendikası iş bırakma eylemini uzatma kararı aldı. Dün yaşanan şiddet olaylarını kınamak için bir araya gelen eğitimciler bugün eğitim ortamlarında güvenliğin sağlanması için yeniden bir araya gelerek oturma eylemi gerçekleştirdi. Eğitim Sen 1 Nolu Şube Başkanı Metin Temel “Yoksullarla zenginlerin okulları aynı değil artık! Sadece içilebilir su, öyle yemeği istedik. Çok şey mi istedik? Artık herkes acaba hangi çocuğun çantasından silah çıkacak diye düşünmeye başlayacak. Ateş düştüğü yeri yakar. 9 canın kaybolmuş, onlarca yaralı var. Hala o koltukta nasıl oturuyorsun?” dedi.
EĞİTİMCİLERE DESTEK VERDİLER
Eğitim-Sen üyeleri Merkez Bankası önünden başlayarak Sabri Yalım parkına kadar yürüdüler. Açıklama yapan sendika oturma eylemi gerçekleştirdi. Sendikaya; Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Veli-Der, Emek Partisi, CHP İlçe Başkanı Gökhan Ercan ve partililer, DEM Parti, Baro başkanı Kadir Caner Karakadılar ve üyeleri, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) üyeleri destek verdi. Emek Sen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı.

ŞİDDET SİSTEMATİK BİR SORUN
Eğitim-Sen Başkanı Metin Temel tarafından yapılan basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Millî Eğitim Bakanlığı önünde başlatılan yaşam nöbeti, eğitim emekçilerinin güvenli ve insanca yaşam talebinin güçlü bir ifadesidir. Bu nöbete destek olmak ve yükselen itirazı büyütmek için biz de Kocaeli’de alanlardayız. Ankara’da sürdürülen mücadeleyle eş zamanlı olarak, bulunduğumuz her yerde aynı kararlılıkla sesimizi yükseltiyor; okullarda artan şiddete, güvencesizliğe ve ihmale karşı ortak sözümüzü kuruyoruz. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde ve ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan ağır saldırı eğitim alanında şiddetin artık sistematik bir sorun haline geldiğini açıkça göstermektedir.
KORUYUCU NİTELİĞİNİ YİTİRİYOR
Bu saldırıda çok sayıda eğitim emekçisi, öğrenci ve kamu görevlisi yaralanmıştır. Daha önce yaşanan saldırılarda olduğu gibi bu olay da bir “münferit vaka” olarak değerlendirilemez. Eğitim kurumlarında artan şiddet, yapısal bir sorunun sonucudur. Okullar; çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanlar giderek güvensizleşmekte, koruyucu niteliğini yitirmektedir. Şiddet yalnızca güvenlik önlemleriyle açıklanamaz. Şiddet; toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin yalnızlaştırıldığı ve eğitimin kamusal niteliğinin aşındırıldığı koşullarda ortaya çıkmaktadır.
ÇOCUKLAR MAĞDUR
Eğitim sistemini piyasalaştıran, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan, bilimsel ve pedagojik temellerden uzaklaştıran politikalar bu tablonun doğrudan sorumlusudur. Yaşanan saldırıların ardından bir gerçeği özellikle vurgulamak zorundayız: Bugün korkuyla pencerelerden atlamak zorunda kalan, sınıflarda dehşeti yaşayan öğrenciler vardır. Bu çocuklar ne şüphelidir ne de potansiyel suçlu. Bu çocuklar, bu düzenin doğrudan mağdurudur. Öğrencileri hedef gösteren her söylem, asıl sorumluları görünmez kılma çabasıdır. Sorumluluk; okulları güvencesiz hale getiren, gençleri yalnızlaştıran ve eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkaran siyasi tercihlerdedir. Bugün yaşananlar bir güvenlik zafiyeti değil, açık bir politik tercihin sonucudur.
ŞİDDETİ ÖNLEYECEK POLİTİKALAR
Eğitim Sen olarak açıkça ifade ediyoruz: Eğitim; bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa koşullarına terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini sağlamak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir. Taleplerimiz açıktır: Okullarda şiddeti önleyecek kamusal politikalar derhal hayata geçirilmelidir. Eğitim bilimsel ve pedagojik temeller üzerine yeniden inşa edilmelidir. Öğrencilerin yalnızlaşmasına neden olan uygulamalara son verilmelidir. Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin güvenliği sağlanmalıdır. Eşit, bilimsel, laik, demokratik, kamusal ve anadilinde eğitim için hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.”