Dilovası Aileleri Yine Adalet Nöbetinde! Yıkım Kararına Rağmen Açık Kalan Kapılar, Sönen Hayatlar İçin

Dilovası ilçesinde, kaçak bir kozmetik imalathanesinde çıkan yangında üçü çocuk yaşta yedi işçinin hayatını kaybetmesinin ardından, geride kalan ailelerin acısı her geçen gün daha da derinleşiyor. Yüreğinde evlat acısıyla yaşamaya mahkûm bırakılan aileler, seslerini duyurmak ve adaletin tecelli etmesini sağlamak amacıyla Kocaeli Valiliği önünde bir araya geldi.
“Konuşmaya değil, cevap almaya geldik” diyen gözü yaşlı aileler, göz göre göre gelen bu felakette sorumluluğu bulunan tüm kişi ve kurumların, makamı ne olursa olsun yargı önünde hesap vermesini istiyor.
“Göz Göre Göre Ölüme Sürüklendiler”
8 Kasım 2025’te Ravive Kozmetik imalathanesinde meydana gelen yangın, sadece bir iş yeri kazası değil; ihmaller ve denetimsizlik zincirinin acı bir bilançosu olarak hafızalara kazındı. Valilik önünde toplanan acılı aileler ve müdafileri, daha önce defalarca CİMER’e şikâyet edilen, hakkında yıkım kararı bulunan ancak faaliyetine göz yumulan bu kaçak atölyedeki ihmallerin tek bir kurumla sınırlı tutulamayacağını vurguladı.
Dosyanın avukatı Saruhan Efe Kadaifçi, kamu görevlilerine yönelik yargılamanın yalnızca belediye yetkilileriyle sınırlandırılmasına tepki gösterdi. Sanıkların mahkemede “Dilovası’nın zaten yüzde 98’i kaçak, bunu herkes biliyor” diyerek kendilerini savunmaya çalışmasını eleştiren Kadaifçi, denetim görevini yerine getirmeyen Valilik ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü dâhil tüm sorumluların soruşturmaya dâhil edilmesi gerektiğini belirtti.
“Bu sadece bir ihmal değil, insanların daha fazla para kazanması uğruna göz göre göre ölüme sürüklenmesidir. Biz koruma zırhının kaldırılmasını ve gerçek sorumluların hesap vermesini istiyoruz.”
Yüreği Yanan Babadan Sitem: “Olan Bizim Yedi Canımıza Oldu”
Yangında evladını toprağa veren Esma Gikan’ın babası Gültekin Gikan, kurumların suçu birbirine atmasından duyduğu derin üzüntüyü getirdiği sitemle dile getirdi. Yetkililerin mahkeme salonlarında evrak yazışmalarının arkasına saklandığını belirten acılı baba:
“Eğer bir ilçenin yüzde 98’i kaçaksa ve kimse bunu durdurmadıysa, suçlu kim? Bakanlık mı, Valilik mı, Çevre Şehircilik mi? Onlar kendi aralarında yazışadursun, olan bizim gencecik yedi canımıza oldu…”
“Genç Kızlarımızı Köle Gibi Çalıştırdılar”
Metanetini korumakta güçlük çeken anne Altun Taşdemir ise evlatlarının hangi şartlar altında yaşama tutunmaya çalıştığını anlatırken gözyaşlarına hâkim olamadı. Kızının ağır çalışma koşullarına maruz bırakıldığını belirten Taşdemir, “Genç kızlarımızı, çocuklarımızı akşama kadar köle gibi çalıştırıyorlardı” diyerek adalet feryadını Cumhurbaşkanlığına kadar duyurmak istediğini söyledi.
Eşinin kanser hastası, oğlunun ise askerde olduğunu belirten kederli anne, tek isteklerinin yitip giden gencecik evlatlarının hakkını savunmak olduğunu vurguladı.
Acılı Ailelerin Yarasına İncitici Sözlerle Tuz Bastılar
Açıklamada, adalet arayışındaki ailelerin karşı karşıya kaldığı tek zorluğun evlat acısı olmadığı da ortaya çıktı. Avukat Kadaifçi, süreç boyunca ailelerin üzerine bir de psikolojik yük bindirildiğini; hatta belediye önündeki eylemlerde bazı sanık avukatlarının acılı ailelere yönelik “Gitmeseymiş o zaman”, “Çalışmasaymış”, “Aileleri de yargılayın” gibi vicdanları yaralayan ifadeler kullandığını aktardı.
Ulaşım imkânı dahi kısıtlı olan, kanser hastası babaların hasta yataklarından kalkıp adliye koridorlarına taşındığı bu süreçte, ailelerin tek tutunduğu dal adaletin yerini bulması.
Vicdan Sahibi Herkese Dayanışma Çağrısı: “Unutmayacağız!”
Acılı aileler ve avukatları, Dilovası’nda yaşanan bu facianın Soma, Ermenek, İliç, Hendek ve Gayrettepe’deki acılardan bağımsız olmadığını belirterek tüm kamuoyunu destek olmaya çağırdı.
3 Kasım’da Kandıra’da görülecek duruşma öncesinde tüm sivil toplum kuruluşlarına, sendikalara ve vicdan sahibi yurttaşlara seslenen aileler, evlatlarının anısını yaşatmak ve başka canların yanmasını önlemek için mücadelelerini sonuna kadar sürdüreceklerini haykırdı:
“Hayatını kaybeden her bir can bir evlat, bir anne, bir kardeştir… Unutmayacağız, unutturmayacağız!”