Slider Üstü Reklam
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli °C












Sol












Sag

Mil Diyanet Sen Kocaeli Başkanı Fıngaloğlu, İl Müftüsü Sönmezoğlu üzerinden neyin hesabı görülüyor?

Mil Diyanet Sen Kocaeli Başkanı Fıngaloğlu, İl Müftüsü Sönmezoğlu üzerinden neyin hesabı görülüyor?
16.09.2026
A+
A-

Mil-Diyanet Sen Kocaeli Şube Başkanı Halil Fıngaloğlu’nun Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu’nu hedef alan açıklaması Diyanet camiasında tepki çekti. “Kurum kültürü ve mevzuat” vurgusu yapan Fıngaloğlu’na, “Aynı hassasiyet herkese gösteriliyor mu?” sorusu yöneltildi.

Halen görevi başında bulunan Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu’na atfen “kurum kültürü” ve “makama saygı” üzerinden açıklama yapan Mil-Diyanet Sen Kocaeli Şube Başkanı Halil Fıngaloğlu’nun sözleri, Diyanet camiasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Kocaeli İl Müftüsü Sönmezoğlu’nun görevden alınma gerekçesi resmi kararda açıklanmamışken, Fıngaloğlu’nun eski müftüyü hedef alan yaklaşımı “Asıl rahatsızlık nereden kaynaklanıyor?” sorusunu gündeme getirdi.

Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu’nun görevden alınması üzerinden yürütülen tartışma, Mil-Diyanet Sen Kocaeli Şube Başkanı Halil Fıngaloğlu’nun açıklamalarıyla yeni bir boyut kazandı.

5 Eylül 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile görevden alınan Sönmezoğlu’nun yerine Bolu İl Müftüsü Hüseyin Demirtaş atanırken, kararda görevden alma gerekçesine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

Buna rağmen Fıngaloğlu’nun, Sönmezoğlu’na yönelik açık biçimde eleştirel bir tutum sergilemesi dikkat çekti.

Makam değişti, hedef neden Sönmezoğlu oldu?

Fıngaloğlu’nun açıklamasında “Kamu görevleri şahısların mülkü değildir” denildi. Elbette kamu makamları kişilere ait değildir. Ancak aynı cümle şu soruyu da beraberinde getiriyor:

Madem görev değişikliği devletin takdirindedir, amirin olan ve Kocaeli’nde Diyaneti temsil eden  il müftüsü üzerinden neden ayrıca kamuoyu oluşturma ihtiyacı duyuluyor?

Üstelik resmi görevden alma kararında herhangi bir gerekçe açıklanmamışken…

Fıngaloğlu’nun açıklaması, görev değişikliğine ilişkin hukuki veya idari bir değerlendirmeden çok, Sönmezoğlu’nun kamuoyu nezdindeki itibarını tartışmaya açan bir metin görüntüsü veriyor.

“Kurum kültürü” söylemi kime, ne kadar?

Fıngaloğlu’nun “kurum kültürü”, “mevzuat” ve “makama saygı” vurgusu da tartışmanın en önemli başlıklarından biri oldu.

Çünkü Diyanet teşkilatında görev yapan bazı isimlerin, sendika başkanının bu yaklaşımını samimi bulmadığı ve kendi sendikası içerisinde dahi rahatsızlık oluşturduğu iddia ediliyor.

Kulislerde dile getirilen iddialara göre, geçmiş dönemlerde bazı sendika üyeleriyle ilgili inceleme ve değerlendirme süreçlerinde mevzuatın uygulanması konusunda farklı beklentiler yaşandı.

İddialara göre bazı çevreler, sorun yaşanan üyeler hakkında yürütülen süreçlerde daha esnek davranılmasını isterken, Sönmezoğlu’nun ise mevzuatın işletilmesi konusunda geri adım atmadığı ileri sürülüyor.

İşte tartışmanın düğüm noktası tam da burada.

Eğer bir sendika yöneticisi gerçekten “mevzuat” ve “kurum kültürü” diyorsa, bu ilkelerin sendika üyesi olup olmadığına bakılmaksızın herkes için aynı şekilde savunulması gerekmiyor mu?

Sönmezoğlu’nun dik duruşu mu rahatsızlık yarattı?

Kamuoyunda konuşulan iddialar, Fıngaloğlu ile Sönmezoğlu arasındaki yaklaşım farklılığının yalnızca son görev değişikliğiyle başlamadığı yönünde.

Sönmezoğlu’nun, görev yaptığı dönemde kendi sendikasına üye bazı personel ve din görevlileriyle ilgili süreçlerde mevzuatın gereğini uygulama konusunda ısrarcı olduğu, bazı taleplere rağmen geri adım atmadığı iddia ediliyor.

Bu iddialar resmi belgelerle ortaya konulmadığı sürece kesin gerçek olarak kabul edilemez.

Ancak iddialar doğruysa ortaya son derece ciddi bir soru çıkıyor:

Bir kamu yöneticisinin görevini mevzuata göre yapmasından kim, neden rahatsız oldu?

Ve daha da önemlisi:

Sönmezoğlu’nun görevden alınması, bazı eski hesapların yeniden görülmesi için “fırsat” olarak mı değerlendiriliyor?

“Fırsat bu fırsat” görüntüsü mü?

Sönmezoğlu’nun görevden alınmasının hemen ardından yapılan sert açıklamalar, kamuoyunda “fırsat bu fırsat” yorumlarına neden oldu.

Devletin verdiği görev değişikliği kararının ardından yeni bir görevliye geçiş yapılması normal bir idari süreçtir.

Ancak bu sürecin, eski görevliyi kamuoyu önünde tartışmalı hale getirecek açıklamalara dönüştürülmesi başka bir meseledir.

Fıngaloğlu’nun açıklaması tam da bu nedenle sorgulanıyor.

Görev değişikliği başka, hesaplaşma başka.

Eğer ortada Sönmezoğlu hakkında somut bir yanlışlık, ihlal veya mevzuata aykırı işlem varsa bunun adresi basın açıklaması değil, ilgili idari ve hukuki mercilerdir.

Belge yoksa imanın anlamı ne?

Sönmezoğlu’nun görevden alınma gerekçesi kamuoyuna açıklanmadı.

Dolayısıyla hiç kimsenin, kendi yorumunu resmi gerekçe gibi sunma hakkı bulunmuyor.

Fıngaloğlu’nun açıklamasının en fazla eleştiri alan tarafı da burada ortaya çıkıyor:

Sönmezoğlu hakkında somut olarak hangi yanlışlık tespit edildi?

Hangi mevzuat ihlal edildi?

Hangi resmi soruşturmanın sonucu kamuoyuyla paylaşılmadı?

Fıngaloğlu’nun Sönmezoğlu’na yönelik eleştirilerinin dayanağı nedir?

Bu soruların yanıtı verilmeden yapılan açıklamalar, kamuoyunda yalnızca yeni soru işaretleri oluşturuyor.

Diyanet camiası polemik değil adalet bekliyor

Diyanet teşkilatı, herhangi bir sendika yöneticisinin kişisel değerlendirmelerinin üzerinde bir kurumdur.

Bu nedenle hiç kimsenin sendikal kimliğini kullanarak kurum içerisindeki kişisel veya kurumsal tartışmaları büyütmesi doğru değildir.

Diyanet camiasının ihtiyacı; kişilerin birbirini hedef aldığı açıklamalar değil, aynı mevzuatın herkese eşit uygulandığı, hakkaniyetli ve şeffaf bir çalışma düzenidir.

Fıngaloğlu “makama saygı” diyor.

Peki kamuoyunun sorusu şu:

Görevden alınan makam sahibine saygı neden açıklamanın konusu oluyor da, o makamda görev yaptığı dönemde ortaya koyduğu kararların ve uygulamaların somut olarak değerlendirilmesi gündeme getirilmiyor?

Şimdi söz Fıngaloğlu’nda

Burada tartışılması gereken asıl konu ise artık Fıngaloğlu’nun açıklamasının kendisi.

Çünkü bir kamu görevlisinin özel durumuyla ilgili, onun hakkında her türlü ithamın serbestçe yapılabileceği anlamına gelmez.

Eğer Fıngaloğlu’nun Sönmezoğlu hakkında somut bilgi, belge veya mevzuata dayalı bir eleştirisi varsa kamuoyuna açıklamalıdır.

Yok eğer ortada yalnızca yorum, ima ve kişisel değerlendirme varsa, o zaman Diyanet camiasının şu soruyu sorması kaçınılmazdır:

Sönmezoğlu üzerinden neyin hesabı görülüyor?

Kurum kültürü gerçekten savunulacaksa, önce kişilere göre değişmeyen bir ölçünün ortaya konulması gerekiyor.

Çünkü kurumun itibarı, bir kişinin açıklamasından değil; adaletin, mevzuatın ve hakkaniyetin herkese eşit uygulanmasından geçer.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.