Terörsüz Türkiye tartışması Kocaeli’de yeni bir boyut kazandı: Beraat eden hemşire ihraç edildi

Kocaeli’de “saç örme” eylemine katıldığı gerekçesiyle “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan yargılanan hemşire İkra Avcı, davadan beraat etmesine rağmen meslekten ihraç edildi.
İkra Avcı’nın ihracı, “Terörsüz Türkiye” sürecinde farklı kesimlerin yaşadığı kaygıları yeniden gündeme taşıdı. Türk milliyetçisi çevrelerde ise sürecin, terörle mücadelede yıllardır bedel ödeyen kesimleri derinden yaraladığı ve kamuoyunda ciddi bir adalet tartışması oluşturduğu ileri sürülüyor.
Kocaeli’de görev yapan hemşire İkra Avcı, Suriye’de bir kadının saçlarının kesilmesine tepki amacıyla DEM Parti milletvekillerinin çağrısıyla başlatılan “saç örme” eylemine katıldı. Avcı, saçlarını ördüğü görüntüyü sosyal medya hesabından paylaşarak eyleme destek verdi.
Paylaşımın ardından hakkında adli ve idari soruşturma başlatılan Avcı, bir süre görevinden uzaklaştırıldı. Daha sonra “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılanan Avcı, 21 Mayıs 2026 tarihinde davadan beraat etti.
BERAAT ETTİ, ANCAK GÖREVİNE DÖNEMEDİ
Ceza davasının beraatle sonuçlanmasına rağmen Avcı hakkında yürütülen idari soruşturma devam etti. Çalıştığı hastanenin meslekten ihraç talebinin kabul edilmesiyle Avcı görevinden uzaklaştırıldı.
Kararı sosyal medya hesabından duyuran Avcı, “Bir kadın cinayetine sessiz kalmadım. Kadınların öldürülmesine, şiddete ve kadın cinayetlerine tepki göstermek için saçımı ördüm. Bunun bedeli ise benim için mesleğim oldu. Hakkım haram olsun” ifadelerini kullandı.
MİLLİYETÇİLERİN “ADALET” TEPKİSİ
İkra Avcı olayı, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin tartışmaların da yeniden alevlenmesine neden oldu.
Süreçle ilgili Türk milliyetçisi çevrelerde önemli bir kesimin ciddi rahatsızlık yaşadığı ileri sürülüyor. Bu kesimlerde, yıllarca terörle mücadelede hayatını kaybeden asker, polis ve vatandaşların hatırasının yanı sıra ailelerin yaşadığı acıların da göz ardı edilmemesi gerektiği savunuluyor.
Özellikle “Bebek katilleri, vatan düşmanları özgür kalacak; buna karşılık terör propagandası suçundan yargılanıp beraat eden bir hemşire mesleğinden ihraç edilecek” şeklindeki değerlendirmelerin, sürecin adalet boyutuna ilişkin tepkiyi büyüttüğü belirtiliyor.
Bu ifadeler, sürece yönelik eleştirilerin bir bölümünü yansıtırken, “Terörsüz Türkiye” sürecinin toplumun farklı kesimlerinde aynı karşılığı bulmadığına ilişkin tartışmayı da beraberinde getiriyor.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SADECE GÜVENLİK POLİTİKASI MI?
Türkiye’de terörün sona erdirilmesine yönelik adımlar toplumun önemli bir bölümünde umut yaratırken, süreçte atılacak adımların nasıl bir hukuki ve siyasi çerçeveye oturtulacağı da tartışılıyor.
Türk milliyetçisi kesimlerdeki temel itirazlardan biri ise terörle mücadelede verilen tavizler olduğu iddia edilen uygulamalar ile geçmişte terör nedeniyle hayatını kaybedenlerin hatırası arasındaki dengenin nasıl kurulacağı.
Bu noktada İkra Avcı örneği farklı bir tartışmayı ortaya çıkarıyor.
Bir tarafta terörle mücadele konusunda hassasiyet gösteren ve devletin taviz vermemesi gerektiğini savunan kesimler bulunurken, diğer tarafta yargılandığı davadan beraat eden bir kamu çalışanının idari soruşturma sonucunda mesleğini kaybetmesi eleştiriliyor.
AVUKATLARIN İTİRAZ HAKKI BULUNUYOR
İkra Avcı’nın meslekten ihracına karşı avukatlarının gerekli hukuki itirazları yapacağı belirtiliyor.
Burada hukuki açıdan belirleyici olacak nokta ise ceza davasındaki beraat kararının idari süreç açısından nasıl değerlendirileceği ve ihraç kararının hangi somut gerekçelere dayandırıldığı olacak.
Çünkü bir yandan kamu görevlilerinin disiplin sorumluluğu bulunurken, diğer yandan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan suç ve ceza arasındaki ölçülülük ile hukuki güvenlik ilkeleri önem taşıyor.
YENİ DÖNEMİN ZOR SINAVI
“Terörsüz Türkiye” süreci ilerlerken, Türkiye’nin yalnızca terör sorununu değil, bu sorun nedeniyle toplumda oluşan derin güvensizlikleri de aşması gerekiyor.
Terör örgütleriyle mücadelede hayatını kaybedenlerin ailelerinin adalet beklentisi ne kadar önemliyse, yargı önünde beraat eden vatandaşların hukuk güvenliği de o kadar önemli.
Bu nedenle önümüzdeki dönemin en zor sınavlarından biri, terörle mücadelede taviz verilmediği mesajını korurken, hukuk devletinin temel ilkelerinden de taviz verilmemesi olacak.
Kocaeli’de yaşanan İkra Avcı olayı ise bu büyük tartışmanın yalnızca bir parçası.
Bir tarafta “Terörsüz Türkiye” hedefi, diğer tarafta yıllardır terörle mücadelede bedel ödeyen Türk milliyetçisi kesimlerin hassasiyetleri… Türkiye’nin önündeki asıl mesele, bu iki başlığı çatıştırmadan adalet ve hukuk zemininde ortak bir gelecek kurabilmek.